Tamer Demirdelen

Beyin Oyunları – Algıda, İknada, İletişimde

Nisanur Karaцитує3 роки тому
İstediğin kadar bağır, çağır. Susan birini yenemezsin.”
Abbas Aliцитує5 місяців тому
arkadaş hararetle tartışıyormuş: Tartıştıkları konu, sigara içerken İncil okunup okunamayacağıymış. Papaya sormaya karar vermişler ve sırayla sorularını sormuşlar. Biri olumsuz cevap alırken diğeri izin almayı başarmış. İzin alamayanın sorduğu soru:

– Papa hazretleri, İncil okurken canım sigara içmek istiyor, içebilir miyim?

– Oğlum, İncil okurken Tanrı’ya odaklanmalısın. O yüzden İncil okurken sigara içilmez.

İzin alanın sorduğu soru ise:

– Papa hazretleri, sigara içerken canım İncil okumak istiyor, okuyabilir miyim?

– Oğlum, her nerede ve ne koşulda olursan ol, İncil okuyabilirsin.

Kıssadan hisse:

Esas olan, aldığın cevap değil, sorduğun sorudur.
Fatih Önalцитуєторік
“Herkes başkalarını kendi gibi bilir. Bir insanı tanımanın en kolay yolu, ona ‘insanlar nasıl sence?’ diye sormaktır…”
Fatih Önalцитує2 місяці тому
İlk izlenimle ilgili öncelik etkisi; bir insana dair ilk izlenimimiz, o kişinin bir sonraki davranışını, ilk izlenim ile uyumlu biçimde yorumlamamıza neden olur. Sonrasında duyduğumuz, gördüğümüz her şey ilk düşüncelerimizle filtrelenir. Bu nedenle tanışma hayati öneme sahiptir. Bunu mümkünse kendiniz yapmayın! Çalışmalar, üçüncü bir taraf sizin özellik ve yeteneklerinizi överse güvenilirlik ve prestijinizi artırabileceğinizi gösteriyor. Kendimizi övdüğümüzde karşı tarafta olumsuz bir izlenim yaratırız.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
ÖNCELİK ETKİSİ

“İyi bir ilk izlenim için asla ikinci bir şansın olmayacak...”
Fatih Önalцитує2 місяці тому
Subliminal, bilinçaltıyla algılanan anlamına geliyor. Geçmişte ve bugün kapitalizm bilinçaltımızı hedef tahtası haline getirdi, bu konuda da gittikçe güçleniyor. 50’li yıllarda yaşanan üzücü bir örnekle bu etkiyi açıklamaya çalışacağım.

Birçoğumuzun bildiği bir şarkı var.

“Zeytinyağlı yiyemem aman

Basma da fistan giyemem aman

Senin gibi cahile,

Ben efendim diyemem aman.”

1947 yılı II. Dünya Savaşı sonrasında Marshall planı uyarınca Türkiye’nin de dahil olduğu 16 ülkeye yardım yapılır, bu yardımın ana şartı Türkiye’nin dünyanın en büyük mısır üreticisi ABD’den mısır almasıdır.

Bunun için 1954 yılında insanların bilinçaltına kazınacak şekilde, bir Yunan aşk şarkısına (tabii ki Yunancası zeytinyağsız) söz yazılır. Pamuklu basma yerine, en sağlıklı kumaş kötülenerek, insanlara plastik, polyester ürünler satılır. Gazetelerde zeytinyağının kanser yaptığıyla ilgili haber bombardımanı yapılır, ilk margarin yağı fabrikaları da bu yıllarda kurulur. Mısır yağına ve margarine alışan halk zeytinyağından öylesine soğur ki zeytin ağaçlarının yüzde 75’i kesilir. Kalan zeytinyağlarının hemen hepsini de ABD alır.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
“Nerede ve ne durumda olursanız olun; elinizdekilerle, yapabileceğinizin en iyisini yapın.”
—Theodore Roosevelt
Fatih Önalцитує2 місяці тому
eşsiz olduğumuzu düşünmek daha hoş gelsede evet, ben senim, sen de ben... Hırslarımız, endişelerimiz, tepkilerimiz çok benzer. Zaten bilim; ortak noktaların olması üzerine kurulu, psikoloji de bu nedenle bilim.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
BEN, SENİM...

Ben 100 kg (taş çatlasa), 1.80 m boyunda bir erkeğim. Sizce Ayşe Arman ve ben birbirimize tahminen yüzde kaç benziyoruz?

Cevap: yüzde 99,9 oranında benziyoruz. Sadece anatomik olarak değil, biyolojik ve kimyasal olarak fotokopi kâğıdından 1000 kat fazla benziyoruz.

Peki, psikolojik olarak birbirimize yüzde kaç benziyoruz?

Bir önceki benzerlikten daha da fazla.

“Ne?”, “Aynı mıyız yani?” dediğinizi duyar gibiyim.

EVET, çooook benziyoruz,
Fatih Önalцитує2 місяці тому
Sonuç olarak insanlar, bir konu hakkında ne kadar az biliyorsa, o konu hakkındaki az olan bilgisi aslında ne kadar az bilgi sahibi olduğunu fark etmesini engellediği gibi, konuyla ilgili her şeyi biliyormuşçasına bir özgüven kazandırmaktadır.

“Cehalet, genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene sebep olur.”
—Charles Darwin
Fatih Önalцитує2 місяці тому
Duyulardan birini değiştirdiğimizde algı da değişiyor. Bu konuyla yapılan ilgili bir deneyde şarap tadım uzmanlarına 3 beyaz şarap ve tadını bozmayacak şekilde kırmızıya boyanmış yine 3 beyaz şarap tattırılıyor. Tabii ki boyanmış olanları kırmızı şarap niyetine içen uzmanların hepsi bu şarapları tadarak tanımlarken kırmızı şarap özelliklerini anlatıyor. Sadece görme duyumuzla oynayarak tadım duyumuzu değiştirebiliyoruz.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
ABD’de mum işi, 1800’lü yılların sonlarında, elektriğin yaygınlaşmasıyla hızla kötülemiş, mum üreten firmalar teker teker batarken, bunlardan bir tanesinin ortakları, “Biz mum işinde değil, kimyasal işindeyiz” demişler ve zamanla dünya devi olmuşlar, bu firma; Procter&Gamble. Sadece bulundukları ortamı yeniden çerçeveleyerek çıkışı bulmuşlar.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
ralarında yaptıkları toplantıda kardeşlerden biri, “Biz batmayacağız çünkü biz kaşağı işinde değil fırça işindeyiz” der ve diş fırçası üretmeye başlarlar. Bu şahıs Lütfü Banat, firma Banat diş fırçalarıdır.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
GEREKÇE GÖSTERMEK

Bilinçaltının en ilginç özelliklerinden biri gerekçelere bakış açısıdır. Bir mağazada yapılan deneyde, elbise almak için kasada kuyrukta bekleyen insanlara, yeni gelen kişi sorar: “Afedersiniz, öne geçebilir miyim?” Kuyruktakilerin yüzde 40’ı “Hayır” der.

“Afedersiniz, öne geçebilir miyim? Çünkü uçağa yetişmem lazım” diyerek gerekçe yarattığında ise, itiraz edenlerin oranı yüzde 6’ya düşer.

Asıl ilginç olan, gerekçenin önemli veye önemsiz olması hiç birşey fark ettirmiyor. Yani “Pardon, öne geçebilir miyim? Çünkü öne geçmem gerekiyor” diye saçma bir gerekçede bile, itiraz oranı yine yüzde 6. Saçmalığına bakmadan, mutlaka gerekçe üretin, çünkü beyin, gerekçenin içeriğine pek de dikkatli bakmıyor.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
Birine zarar verdiğimizde onu daha az seviyoruz. Çünkü iç çatışma yaşayarak kendimize soruyoruz: “Bunu bu insana neden yaptım?” Sonra mantıklı bir açıklama gelmeli: “Ondan hoşlanmadığımdan olmalı ve bunu hak ediyor.” Kendimizle yaşayabilir olmak için yapıyoruz bunu. Birine iyilik yaptığımızda da o kişiyi daha çok seviyoruz. Bize iyi duygularımızı hatırlattığı için. Onun için karşınızdaki insana sizin için küçük bir iyilik yaptırın. Unutmayın amacınız size karşı iyi hisler beslemesi, sizin iyi bir insan olduğunuza inanması değil. Bu nedenle amacınıza o sizin için bir şeyler yaparsa ulaşırsınız, siz onun için bir şey yaptığınızda değil.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
Ego bizim kontrolümüzden zaman zaman çıkar çünkü onu sadece biz yaratmadık. O toplumun bize yansıttığı olaylarla, doğdu, büyüdü. Ego bizim yerimize kararlar verir, düşünür ve ilişkiler kurar. Egomuzu yönetebilirsek dostluğunu da sağlayabiliriz.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
Her ne kadar inanması güç olsa da, egonun aslında bilincimizde olumlu bir amacı da var, zihnimizle mükemmel bir denge içinde var olarak, bizi zarardan koruma sorumluluğu.

Her insan saf ve özgür doğar. Fakat bulunduğu çevreye göre bazı davranışlar kazanır. Bu davranışlar aslında bizim kendi özelliğimiz değillerdir. Toplum tarafından bize dayatılan baskılarla kabul görmüş kurallardır. Fakat belli bir süre sonra biz bunları kendimize ait bir davranış gibi algılayarak tamamen kendimizle özdeşleştiririz ve ortaya kendimizin dışında, farklı bir kişi oluşur. Bu kişiliğin adı Ego dur.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
Ego, zihnimizin derinliklerinde yaşıyor. Korku, yargılama, beklentiler, kıskançlık, nefret, kontrol, bencillik, açgözlülük, şüphe, ayrılık, kızgınlık ve daha birçok olumsuz düşünce ve duyguyla besleniyor. İnsan dürtülerini, toplumsal düzene uydurarak kabul edilebilir hale getirmeye çalışıyor. Bizi sürekli geçmişten gelen bilgileriyle yönlendiriyor. Başkalarından saygı görmediğimizde sinirleniyoruz. Ruhumuzun besin kaynağı kesilince korkuyoruz. Ve korkunun tepkisi (egonun kaybı telafi girişimi) öfke olarak karşımıza çıkıyor. Öfke güçlü hissettirdiğinden kontrolün bizde olduğu yanılsamasına neden oluyor; aslında tam tersine öfke, kontrolü kaybetmemize neden oluyor.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
Freud’un sözüyle ego şahlanmış bir at üzerindeki şovalye gibidir. Ego’nun güçlü olması ile kişiliğin güçlü olması arasındaki fark şu şekilde açıklanabilir:

– Ego saldırıya uğradığında sarsılır ve yeterince uğraşılırsa kolayca parçalanabilir. Bir balon gibi sönmek kimsenin pek hoşuna gitmeyeceği için söz konusu kişiden egosuna verdiğiniz zararla orantılı olarak, her türlü çirkefliği bekleyebilirsiniz.

– Güçlü kişilik saldırıya uğradığında paniğe kapılmaz, çünkü korkmasına gerek yoktur. O sağlamdır ve saldırının ardından yapacağı birkaç mimik, sarf edeceği birkaç sözcük bu sağlamlığı ispatlamaya ve saldırıyı bertaraf etmeye yeter. Bunları planlamasına bile gerek yoktur, sadece kendisi gibi davranacaktır.
Fatih Önalцитує2 місяці тому
Eğer insanlara güven sıkıntısı çekiyorsak, bilinçaltımıza, “İnsanlara güveniyorum” mesajını tekrarlarla verdiğimizde, bilinçaltı herkese güvenmeye başlayabilir. “Güvenilir insanları kolaylıkla tanıyabiliyorum” mesajı insanlara güvenme konusunda biz ve bilinçaltımız için daha isabetlidir.

İstenene ulaşılması için kaynaklar üretir, muhafaza eder, dağıtım yapar ve “enerji” iletir. İsteme noktasında dikkatli olmak gerekir. Sürekli ölmek istediğini söyleyen biri, sonunda bilinçaltını tedavisi çok zor ya da imkânsız bir hastalık yaratmaya itebilir. Başarıya odaklı bir kişiyse bunu gerçekleştirmeye çok daha yakındır.

“Bazı kişiler henüz benliklerini bulamadıklarını söylerler.
Ama benlik insanın bulduğu değil
yarattığı bir şeydir.”
—Thomas Szasz
fb2epub
Перетягніть файли сюди, не більш ніж 5 за один раз